Siyasette, ekonomide, toplumsal yaşamın her alanında, korku, gerilim ve kriz giderek tırmanıyor. Bugün ki siyasal krizin nedeni, siyasetin toplumsal dayanaklarından ve demokrasiden uzak bir alanda yürütülüyor olmasıdır. Demokrasinin en önemli özelliklerinden birisi de politikanın toplumsallaşması, katılım imkânlarının ve kanallarının yurttaşlara daha fazla açılması ve politik alanın sivil olmasıdır.
Siyasetin anti-demokratik yönelimleri ve uygulanan ekonomik politikalar halkı, yoksulluk, işsizlik, örgütsüzleşme ve giderek kutuplaşma süreçleriyle baş başa bırakmıştır. Siyasetin özgürlükçü bir ortamda doğrudan katılımla değil de, e-muhtıra ve e-bildirilerle yukarıdan aşağıya doğru dizayn edilmesi, siyasetin savaş mantığına indirgenmesi, gerilimi derinleştiriyor.25 yılı aşkın bir dönemdir iç içe yaşadığımız "şiddet ve çatışma ortamı" kendisini yeniden üretiyor. Tanklar, toplar, patlayan mayınlar ve bombalar sonucu her yeni cenaze nefreti saldırganlığı ve linç kültürünü güçlendiriyor. Irak'a sınır ötesi operasyon bizleri akıbeti belirsiz bir tuzağa düşürebilir. Ülkemizin sorunlarını demokratik ve barışçıl bir ortamda çözmenin kanallarım zorlamalıyız.
Değerli Basın Emekçileri
Genel Kurmay Başkanlığının geçtiğimiz günlerde Isparta Eğirdir 'de basın önünde kamuoyuna yaptığı sınır ötesi operasyon ve iç güvenlikle ile ilgili değerlendirmede İmamları ve Muhtarları hedef alan söylemleri her şeyden önce biz imamları ve muhtarları üzdüğü gibi toplumda hedef duruma getirmiştir.
Üyelerimiz olan Kamu görevlileri İmamlar ve seçilmiş Muhtarlar kentlerde ve köylerde en zor şartlarda hizmet vermektedir. Bölgenin ekonomik ve sosyal olarak ne kadar geri olduğu ve bu şartlarda kamu görevinin yürütülmesinin ne kadar zor olduğu kamuoyunca da bilinmektedir.
İmamların ve muhtarların yollara mayın döşemesinin sorumlusu olarak gösterilmesi yıllardır zor şartlarda görev yapan bizlerin fedakârlığı ve emeklerinin görülmediğini ve bir anda bizlerin hedef olarak kamuoyuna lanse edilmesi bize yapılan en büyük haksızlık olarak değerlendiriyoruz. Bu şartlarda günlük yaşamdan ve can güvenliğinden ne kadar yoksun olduğumuz ve görevlerimizin de ne kadar riskli olduğunu göstermektedir. Bu yapılan açıklamanın biz din görevlileri ve muhtarlar açsından şartlarımızı katlanarak zora soktuğunu, bundan böyle görevlerimizi yaparken hedef haline getirildiğimizi, bu açıklamanın bizler açsısından ne kadar talihsiz bir açıklama olduğunu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Çünkü böyle bir açıklama ile tüm İmamlar ve Muhtarlar zan altında bırakılmıştır. Kaldı ki bu suçu işleyenler hakkında zaten hukuki süreç işletilecektir.
Sonuç olarak Genel Kurmay Başkanı, Diyanet Teşkilatını imam ve muhtarları töhmet altında bırakmıştır. Münferit olayları genele mal etmek doğru değildir. Nasıl ki emekli subayların evinde çıkan bombalar ve silahlar tüm emekli subaylara ve orduya mal edilemeyeceği gibi bir fahri imamın yada bir muhtarın işlemiş olduğu bireysel suçu da tüm din adamlarına ve muhtarlara mal edilmesi doğru değildir.
Genel Kurmay Başkanlığının bu talihsiz açıklamasını düzeltmesini bekliyoruz. Saygılarımızla. 29.06.2007