Değerli kamu emekçileri arkadaşlarım
Değerli basın emekçileri
Biz KESK e bağlı DİVES MYK sı olarak Van ilinde toplantı kararı aldık ve bunu kamuoyu ile paylaşmak istedik.
Değerli arkadaşlar bu nedenle sizlerle birlikte olmanın sevincini yaşıyor katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
Bilindiği gibi genelde orta doğuda özelde ülkemiz ve bölgemizde son süreçte yaşanan sıkıntılar ve gerilmeler herkesçe bilinmektedir.
Savaş denince ilk önce insanının aklına, yoksulluk, acı, kan, gözyaşı ve ölüm gelir. Oysa insanların dünyada barış içinde huzurlu, ve hoşgörülü bir yaşam sürmeleri gerekmez mi? Kâinata baktığımız zaman her şeyin bir zıttı vardır. Savaşın sonunda da barışın egemen olacağı kesindir. Yeteri kadar beşikteki çocuklar yetim kalmış, yeteri kadar o kutsal anneler ağlamış, yeteri kadar köyler boşaltılmış artık bundan sonra çocuklar yetim kalmasın, anneler gözyaşı dökmesin, köylerden sonra şehirlerde boşalmasın, öyleyse savaşa hayır.
İslam dininde insanları öldürmek bu kadar basit değildir. Cenabı Allah şöyle buyurur; "bir insanı öldürmek, bütün insanları öldürmek demektir. Bir insanın canını kurtarmak bütün insanları kurtarmak demektir"
Savaş ülkemizi hem ekonomik hem de sosyal yönden olumsuz etkilemektedir. Bu savaşı durdurmak istemeyen emperyalizm ve rantçı kesimin gözü kararmış kana duymamaktadır. Bir taraftan demokrasi naraları atarken bir taraftan da Irak ta Filistin de, Afganistan'da tereddüt etmeden çoluk çocuk demeden bombalar yağdırarak gerçek yüzünü göstermektedir. Eğer huzur istiyorsak, öncelikle barış ortamı yaratılmalı, insan hayatına ve doğaya saygı ilke haline getirilmelidir, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamayı bilmeli ve birbirimize kardeşlik çerçevesi içerisinde yaklaşa bilmeliyiz. Öyleyse gelin hep beraber bu savaşı durduralım. Savaşa hayır.
Savaşın yarattığı tahribatlar, yapılan istatistiklere göre 1994 yılında dünya da 21 milyon mülteci 27 milyon kişinin kendi ülkesinden göç ettiği tespit edilmiştir. Aynı vahim tablo ülkemizde de düşük yoğunluklu savaş döneminde,,özellikle bölgemizde bazı büyük kentlere doğru göçün yaşanmasıyla kendini göstermektedir. 1993–1997 yılları arasında çatışmaların yoğunluklu olarak yaşandığı ülkemizde, sonuç itibarıyla 3000'nin üzerinde köy ve mezra boşaltılarak geri dönüşü mümkün olmamak üzere kullanılmaz hale getirilmiştir.
Gerek savaşın yaşandığı dönemde, gerekse sonrasında toplumun genelinde geri dönüşü olmayan kalıcı sağlık problemleri oluşmuştur. Ve bunların giderilmesi noktasında herhangi bir tedbir alınmamış olup, daha da vahim sıkıntılar baş göstermiştir.
Savaşın ekonomik olarak yansımaları ise dünya ekonomik kaynakları içinde önemli bir yer tutan askeri harcamaların hacmi 2001 yılında 839 milyar dolara ulaştı. Kişi başına yapılan askeri harcama tutan ise 137 dolara ulaştı, Türkiye'nin de içinde yer aldığı 15 ülke, dünya çapında yapılan askeri harcamaların 4/3 nü oluşturmaktadır.
Körfez savaşı sırasında, ilk kez uranyumun kullanıldığı 94 bin den fazla 30 milimetrelik uranyumlu mermi ve 14 binden fazla büyük kalibreli uranyumlu toplar çöl fırtınası operasyonu sırasında kullanıldı. I (filen 300 ton ile 800 ton arasında uranyumun Irak ve Kuveyt topraklarına yayılmış duruyor. Pentagon, Bosna da 18 bin Kosova da 3 1 bin uranyumlu merini atıldığını kabul ediyor. Artık Hak'la Filistin’de, Afganistan’da, Türkiye’de ve bütün dünyada operasyonların ve savaşların olmaması için insanlık âlemi direnişe geçmelidir.
Avrupa birliğine gireceğimiz bu süreçte hala anadille ilgili problemlerin yaşandığını, demokrasi ve emek mücadelesi sürdürenlere karşı en acımasız uygulamalar devam Etmektedir. Yetmiyor hala askeri operasyonlar devam etmekle diğer tanıtlan demokrasi havariliğine soyunmuş olan siyasi iktidar anti demokratik yasaları bir bir meclisten geçirmeye çalışmaktadır. Yine Kürt sorunu çözümlenmemiş, türban sorunu da çok kolay çözülebilecekken türban sorunu başka bir türbanla örtülmüştür. Buradan iktidara sesleniyorum bütün bu sorunların çözümü toplumsal barış ve demokrasinin inşası ile mümkündür. Demokrasiye direnmek tarihin akışına direnmektir. Biz inanıyoruz ki zalimlere, savaş rantçılarına karşı mücadele edip mazlumun, ezilenin yanında yer alırsak demokrasi bize nasip olur. Ayriyeten Suriye'de katledilen Şeyh Maşuk Xeznevi'nin işkenceyle öldürülmesi olayını kınıyoruz. Bu temelde hepinizi Hak adına insanlık mücadelesine çağırıyor, selam ve saygılarımı sunuyorum.
SAVAŞA HAYIR, SAVAŞA GEÇİT VERMEYELİM!