|
Değerli kamu emekçileri arkadaşlarım.
Değerli basın emekçileri
Biz KESK'e bağlı DİVES MYK’ sı olarak Şırnak Silopi’de toplantı kararı aldık ve bunu kamuoyu ile paylaşmak istedik.
TÜRKİYE'DE DEMOKRATİKLEŞME VE BARIŞ SORUNU
Türkiye'de birlik ve beraberliğin sağlanabilmesi için demokratikleşme şarttır. Bunun sağlanabilmesi, bir an önce barış sürecine girilmesi, operasyonların durması ve tüm yurttaşları potansiyel suçlu sayan yeni Terörle Mücadele Yasası'nın geri çekilmesine bağlıdır. Bu tür yasa ve politikalar geçmişte çözüm olamadı, bugünde çözüm olmaktan uzaktır. Geliştirilen süreç, ülkeyi kaosa götüren, kardeş halkların, Kürt ve Türk halkının zararınadır.
Savaş pratiğinin çeteleşmeyi, savaştan getirim sağlamayı geliştirdiği açık ve anlaşılır bir olgudur.
Susurluk, Yüksekova, Şemdinli, Atabeyler çetesi ve daha niceleri. Türkiye bu ve bu gibi çetelerle gelişemez, demokratikleşemez. Bu ülkede hak, hukuk, adalet ve yasalar vardır. Bu yaşamsal gereksinimler herkes için, eşit olarak uygulanmalıdır. İnsanların ülke ve yasalarına güven ve inançları buna bağlıdır. İlke ve kurallar tüm vatandaşlar için eşit olarak uygulanmalı.
Bizi bir arada tutan din, kültür ve tarih mirası gibi yarattığımız değerlerdir. Türküyle, Kürdüyle, Çereziyle, Lazıyla tüm halkların ortak mirası olan bu cumhuriyeti Hakkâri’den Edirne'ye, Karadeniz'den Kıbrıs'a kadar atalarımızın kanıyla sulanarak kurtarılmış ve kurulmuştur. Hiç kimse bu ortak miras üzerinden çıkar sağlama yoluna gidemez, gitmemelidir.
Bu ülkede demokrasi sorunu vardır ve başlıca bir sorundur. Barış sorunu ve Kürt sorunu vardır, başlıca sorundur ve bu sorunlar bir an önce çözülmelidir. Türkiye'nin kurtuluşu, demokratik Türkiye halklarının çizgisidir. Türkiye'nin yaşadığı sorunların doğru ve yeterli tanımı ancak bu çizgide yapılabilir. Siyasi partiler kendi siyasi rantlarını bırakıp ülkenin can alıcı sorunları olan barış ve demokratikleşme sorunuyla ilgilenmelidirler. Sendikalar aidat meselesini bir yana bırakıp ülkenin geleceği için mücadele etmelidirler.
Dünyada ve Türkiye'de İslam cemaatleri var. Anladığım kadarıyla bu cemaatler İslam dinini yaymak, Allah'ın emir ve buyruklarının kullarına yaymak ve bunları yerine getirmek için kurulmuşlardır. O halde; Allah'ın bütün buyruklarını tam olarak yerine getirip, uygulamıyorlar. Dünyada bütün ırkları yaratan Allah'tır. Ve bunlar arasında bir ayırım da yapmamıştır. Kurallarına uyan yâda uygulayan kulları cemaatler neden ayırım yapıyor. Bir ırkı, ulusu, diğer ırktan üstün tutuyor veya inkar ediyor. Allah katında ırkların üstünlüğü yoktur.Bu inkâr ve ayrımcılığa karşı neden bu cemaatler sessiz kalıyor. Irak'ta camiler bombalanıyorken, kaç İslam cemaati bir araya gelip tepkisini gösterdi.
Türkiye'deki savaşı durdurmak ve barışı sağlamak için herhangi bir çabaları yok ve sessiz kalıyor.Dünya döndükçe bazen savaş da yaşanabilir, ama savaşında kuralları vardır. İslam'da iki taraf savaştığı zaman; kadınlar öldürülmez, çocuklar öldürülmez, ihtiyarlar öldürülmez ve savaş esirleri de öldürülmez. Bunlar İslam’daki kesin kural ve emirlerdir. Yaşanan bu savaş sürecinde cemaatler ve İslam dünyası buna neden sessiz kalıyor. Müslümanların çizgisi bellidir. Çift taraflı olmaz, olamaz. İslam kardeşliği karşılıklı olur, tek taraflı olmaz.
Peygamberimiz (SAV) "Müslüman o kimsedir ki; onun elinden ve dilinden, kardeşine zarar gelmez"demiştir.
Çoğu zaman Allah rızası için başlayıp, örgütlenir, toplanır; daha sonra zamanla ekonomik yapıya yönelirler ve işi ekonomiye dökerler. Cemaati bir holdinge dönüştürürler. Değer yargılarını da paraya göre ayarlarlar. Başka cemaatler ise din ile başlar, milliyetçilikle devam eder. İslam da milliyetçilik haram ve tehlikelidir. İslam dini bunu reddetmiştir. Irkları ve dilleri yaratan yine Allah'tır.
Bakınız, Hıristiyan âlemi, davalarında biz Müslümanlardan daha samimidirler. Hıristiyanlar için önemli olan dinin anlatılmasıdır. Hangi dilde olursa olsun, dil ve din olgusu birlikte bir amaç için işlenir. Yeter ki Hıristiyanlık anlatılsın peki, neden İslam da böyle değildir. İlamda da dinini bilmek isteyen, öğretmek isteyen her insana onun anadiliyle öğretilmeli. Neden Kürtçe vaaz'lar verilmesin ve niye buna karşı çıkılıyor. Neden Kürtçe İslami eserler, İslam dinini anlatan eserler yazılıp, basılmasın? Bunu diyanet varamıyorsa, neden cemaatler yapmasınlar? Yayın yok, eser yok. Müslümanlar İslami ölçülerde birbirlerine karşı samımı olmalıdır. Bu noktada herkes dinim kendi anadiliyle öğrenebilmeli, vaazlar Kürtçe verilmelidir. Bu bir haktır, yaşama hakkı kadar, kutsal bir haktır. İnsan öz değerleri ile iyiliğiyle, kötülüğüyle, diliyle, kültürü, tarihi ve hakları ile insandır. |